FİLMGenelHABER

Drama Film İncelemesi (Zendaya & Robert Pattinson)

Drama filmi, Kristoffer Borgli’nin yazıp yönettiği 2026 yapımı bir Amerikan romantik komedi drama filmi olarak geçiyor. Filmde Zendaya, Emma Harwood karakterini canlandırıyor. Robert Pattinson ise Charlie Thompson karakteriyle karşımıza çıkıyor. Fragmanda da görmüşsünüzdür; çiftin evlilik hazırlığı yaptığı sırada bir sırrın ortaya çıkmasıyla drama başlıyor… 

Drama filmini vizyona girer girmez izleyen biri olarak önce kısaca spoiler vermeden ilk izlenimlerimi yazmak istiyorum. Henüz filmi izlememiş kişiler de bu kısmı okuyabilir.

Drama Filmi Emma ve Charlie Karakterleri Üzerine

Zendaya ve Robert Pattinson

Zendaya, filmdeki Emma karakteriyle bütünleşmiş ve gerçekten bize o kişi olduğunu hissettiriyor. Ama Robert Pattinson yerine pek bilinmeyen bir aktör seçilseydi bence daha iyi olabilirdi. Çünkü filmdeki karakterlerin derinleştirilmediğini düşünüyorum. Bu yüzden de karakterleri diğer filmlerdeki karakterlerinden ve hatta gerçek kişiliklerinden bağımsız olarak görmek biraz zor. Zendaya’nın her role bürünebilmesi ya da Euphoria‘daki karakterine benzer bir sorunlu ergenlik geçmişi olması sebebiyle filmdeki karakterle çabuk uyum sağladığını söyleyebilirim. Filmde onunla ilgili detay görüntülerin yoğunluğu da buna katkı sağlamış olabilir. Charlie karakterini canlandıran Robert Pattinson için maalesef bunu söylemek mümkün değil. Görünüş ve oyunculuk olarak aslında karakter için çok uygun biri, o konuda bir eleştirim yok. Sadece karakter çok derinleştirilmediği için filmde Charlie’yi değil Robert Pattinson’ı izliyorsunuz.

Film Ne Anlatıyor

The Drama movie

İnsanları bize kendilerini açtıkları kadar tanıyabiliriz. Onları o halleriyle severiz. Peki tek bir sır bile bütün düşüncelerimizi yerle bir edebilir mi? Hayatımızda hepimizin yanlışları olmuştur. Ama başkalarının yaptıkları hep daha kötü görünür. Bu film bunu çok net bir şekilde bize gösteriyor. Sırların ortaya döküldüğü bir masada, anlatılanların hiçbiri normalleştirilmeyecek şeyler olsa da biri daha kötü ilan ediliyor. Ve o kişi bir anda korkunç biri olarak damgalanıyor. Tamam en kötü sır onun olabilir ama… Asıl konuya gelelim. Evlenmek üzere olduğu kadını aslında hiç tanımadığını düşünen Charlie için durum çok daha karmaşık bir hal alıyor. Onu hala seviyor mu yoksa tanıdığını sandığı halini mi seviyordu. Film bu konu üzerinden akıp gidiyor. 

Yazının devamı spoiler içerir.

Kötülüğe Karşı Kötülük

Charlie, Emma’nın çocukken bile olsa toplu bir katliam yapmayı planlamış olmasını aşamıyor. Onun psikolojik bir sorunu olduğunu ve bunun sonradan düzelmesinin mümkün olmadığını düşünüyor. Tabii bu bize ilk sahnelerde hissettirdiği şey. Sonradan durum değişiyor. Emma’nın çocukken arkadaşının ölümüne şahit olmasıyla psikolojik açıdan zarar gördüğünü ve böyle bir yükü kaldıramayıp kötü bir dönemden geçtiğine inanmak istiyor. Aslında ona da inanmıyor ama arkadaşlarını ikna etmeye çalışırken inanmış gibi görünüyor. Bir şekilde Emma’yı hayatından çıkaramıyor ve düğün gününe kadar geliyorlar. Düğünden önce iş arkadaşıyla yakınlaşması ve Zendaya’yı aldatması (illa ilişki yaşaması gerekmiyor) bana kalırsa Charlie’nin Emma’nın karanlık tarafını örtmek için kötü birine bürünme isteğiydi. Aldatmak ve katliam çok farklı şeyler olsa da sanırım onun yapabileceği en kötü şey aldatmaktı. Tıpkı o iş arkadaşına sorduğunda aldığı cevap gibi. 

Drama film

Düğün günü bu olayın ortaya çıkmasından sonra oynanan “yeniden başlama oyunu” üzerine düşüncelerimi söylemek istiyorum. Filmin başlarında  ilişkideki o çöküş döneminde Emma’nın çaresizce yeniden başlayalım oyununu reddeden Charlie, filmin final sahnesinde bu oyuna sıkı sıkıya tutunuyor. Bu sefer çaresiz olan kişi kendisi. İşte tam burada bence olması gereken Emma’nın tanıştığıma memnun oldum deyip masadan kalkıp o kapıdan çıkmasıydı. Ama finalde el sıkıştılar. Bu bize ilişkinin devam edeceği hissini veriyor. Ya da siz ne düşünürseniz o olsun gibi bir final de olabilir. Bana kalırsa en azından vurucu bir final için Emma o masadan kalkmalıydı. Charlie’nin Emma’ya vermediği şansı, Emma’nın Charlie’ye vermesi bana sinir bozucu geldi. Charlie’nin yüzündeki korku ve çaresizliği görmek gerçekten güzeldi. Sanırım Robert Pattinson’ın karaktere tam bürünüşü bu final sahnesinde oldu.

Sinema Filmi Olarak Drama

Sinema filmi olarak çarpıcı bir film olduğunu söyleyemem. Ama her filmin içinden birkaç derin anlam çıkarılabilir. Ve sırf bu sebepten bile neredeyse her film izlenmeye değer. Size filme gidin ya da gitmeyin diyemem. Özellikle sinema filmi olarak gidilmeli mi derseniz pek de gerek yok derim. Sonradan da izleyebilirsiniz. Ben hemen izlemek istediğim için gittim, öyle yüksek beklentilerim yoktu.

Bu bir film değil de 7-8 bölümlük bir Netflix dizisi olsaydı kesinlikle daha etkileyici olurdu. Özellikle karakterlerin çok yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Konu bir şekilde toparlandı, kopukluk olmadı ama bir film derinliği yoktu. Yine de sinemaya gittiğim için asla pişman değilim. Odaklanma süremizin giderek düştüğü bu dünyada en azından sinema büyüsünü yaşamak, dış etkenlerden bağımzsız olarak filme odaklanmak her zaman çok değerli. Sinemada yanımda oturan kişi filmin büyük bir kısmında sadece telefonuyla ilgilendi. (Neyse ki ekran ışığını baya kısmıştı) Yani bazılarımız için sinema bile artık o gücünü kaybetmiş gibi görünüyor…

Diğer film incelemeleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir